NEREYE BU GİDİŞ

Hey yolcu nereden gelir nereye gidersin? Koşuyorsan dur, durmuş isen otur ve düşün nereye bu gidiş? Hayata geldin geleli ne yapmak istedin, neler yaptın. Kendi istediklerini mi yoksa başkalarının istediklerini mi yaptın? Kendinde misin, kendi hayatını mı yaşıyorsun yoksa başkalarının hayatını mı… Sen gerçekten sen olan sen misin yoksa başkalarının olmanı istediği sen misin?

 

Toplum denen kavramın neresindesin? Toplumda sana ayrılan değerin farkında mısın ve bu değeri senin oluşturabileceğinin farkına vardın mı? Eğer cevabın evet ise bu farkındalığın neresindesin? Cevabın hayır ise şimdi ayağa kalk silkin ve kendine gel. 

 

Kişi ve toplum ikisi de birbirinden çok farklı ama çoğu kez kişi ve toplum bir arada anılmış. Çünkü toplumları meydana getiren kişilerdir. Şunu söyleyebiliriz ki kişi olmadan toplumdan bahsetmek anlamsızdır. Ve bugünlerde çokça düşündüğümüz ya da duyduğumuz bir şey toplumsal kalkınma. Peki nedir bu toplumsal kalkınma, nasıl gerçekleşir, nerede başlar, bir yerlerde başlarken biteceği bir yer var mıdır? Doğrusu gerçektenden de merak etmeye değer sorular bunlar, merak etmeye değer olan sorular her zaman cevap bulmuştur. Çünkü soruyu sorarken kazanırsınız, cevabı alırken değil ve şu bir gerçektir ki insan cevabını bildiği soruları sorar. İnanmıyorsanız merak ettiğiniz bir soru üzerinde düşünün.

 

Yapacağın şey çok zor bir o kadar da basit. Dur ve düşün.

 

Yakın bir arkadaşını tanıdığın kadar kendini tanıyor musun? Bir elma tohumunun toprağa atılmasından sonra küçük bir filizlenme ile başlayan yolculuk bir fidan haline gelmesiyle devam eden ve daha sonra genç bir ağaç haline gelmesi derken meyveler verdiğini fark edersiniz. Ya sen… Bir zamanlar küçük bir tohum olarak geldin dünyaya. Ve an geçtikçe değişiyorsun. Şu an yenilenebildiğin kadar yenisin, okuduğun kadar bilgilisin ve düşündüğün kadar yaşarsın. Hayat devam ederken, hayatın devam ederken ve zamanın geçmesini isterken ömrünün bir parçasının da geçtiğini fark ediyor musun?

 

Kişisel kalkınma gerçekleşmeden toplumsal kalkınma gerçekleşmez.

           

Bugünden yüzyıllar önce Sokrates dünyayı kurtaracağından bahsetmiş bir arkadaşına ve alay konusu olmuş bu düşüncesi. Gülmekten kendini alamayan arkadaşı merak etmeden duramamış ve sormuş peki nasıl yapacaksın bunu? Sokrat ciddi bir edayla devam etmiş önce kendimi kurtaracağım, kendimi kurtarmak için öğreneceğim öğrenmem gerekenleri ve daha sonra en yakınlarımdan başlayarak öğreteceğim öğrendiklerimi. Önce aileme anlatacağım onlara faydalı olmak için öğrendiklerimi anlatacağım, derken akrabalarımıza bildiklerimizden, öğrendiklerimizden bahsedeceğiz, akrabalarım arkadaşlarına ve bir bakacaksın bir köy kurtulacak ve köyler birbirini kurtaracak. Bu güzellikler bir ilçeye yayılmaya başladığında ilçeler birbirini, ilçeler illeri, iller bir devleti, devletler devletleri bir bakacaksın dünya kurtulmuş.

 Eğer bu misyon sonraki nesiller (buna bizlerde dahiliz) tarafından sürdürülseydi şimdi dünyada bombalar yerine güller açardı. 

 

Toplumsal kalkınma ancak kişisel kalkınma ile gerçekleşir. Kişisel kalkınma bireysel farkındalık ile başlar ve farkındalığın biteceği bir yer yoktur çünkü her an yeni bir şeyler öğreniyoruz ve farkındalığımız birkaç saniye öncesinden daha da zayıflıyor ya da kuvvetleniyor.

Zihniniz aydınlık olsun, güzelliklerde buluşmak dileği ile…

Selçuk KİPER    

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !